Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA - Mehdeviyet yani Mehdilik akidesi yüce dinimiz İslam'da tartışılmaz zaruri ve asil inançlarımızdan olup tüm mezheplerin ittifak ettiği en ehemmiyetli ve hassas akidelerin başlarında gelir.
Efendimiz kainatın sevgili Sultanı (s.a.a.) maruf bir hadisi şerifinde buyurmuştur:
" Her kim zamanının imamını tanımadan ölürse cahiliye ölümüyle (müşrik olarak) ölmüştür. "
Elbette bu denli önemli ve ümmet üzerinde dinamik bir etkiye sahip akidenin İslam düşmanı emperyalist, siyonist müstekbir güçler tarafından ve onların maşaları olan dünyaperestler ve münafıklar tarafından istismar edilmemesi asla düşünülemez. Bizler kendi akidemizden gaflet edebiliriz ama emperyalizmin bu mühim akidelerimizden bizler aleyhine suistifade etmekten gaflet etmesi imkansızdır. Örneğin emperyalist İngilizler, Mehdilik inancı ile mücadele etmek ve Müslümanlar'ı gerçek İslam'dan uzaklaştırmak ve kendi mamulleri olan muharref amerikancı ve İngiliz islamını Müslümanlara empoze etmek için tekfirci vahşi Vahhabilik fırkasını, sahte Mehdi iddiacılığından başlayıp sapkın bir şirk dinine dönüşen Bahailiği ve Hz.Muhammed'in (s.a.a.) hatemiyetini inkâr eden Ahmed adında bir sözde (sahte) son peygamberi ve sözde vasileri olan Ahmediliği kurmuşlardır.
Günümüz emperyalist dünyanın lideri ABD ise, kendi muasır siyasi hedeflerini hayata geçirmek amacına hizmet ettirmek için; dinler arası diyolog söylemiyle üç semavi dinin karmasından yeni bir din çıkarmaya çalışan, Yahudi ve Hıristiyanları da Tanrı'ya inandıklarını delil göstererek cennetlik ilan eden ve halıhazırda 176 ülkeye nüfus etmiş bir casusluk şebekesi olan Fetö'yü (Gülen Cemaati'ni / Fırkasını ) ihdas etmiştir. Tahsil hayatındaki tek başarısı sadece dışardan ilk okul mezunu olmakan öteye gitmeyen Fetullah Gülen'i parlatarak onu ümmetin (ABD maşası, sözde ) halifeliğine hazırlamış, kendisini kainat imamı ilan ettirerek (sözde) kurtarıcı Mehdi rolünü bu şizofren vaiz bozuntusuna vermişlerdir.
Tarih ve günümüz sayısız sahte Mehdi iddiacılarının örnekleriyle doludur. 14 asır boyunca Osmanlı devrinde, Selçuklu devrinde , bir çok ülkede başkaldırılarda bulunmuş nice sahte mehdiler nice toplumsal faciaları yaratmışlardır. Hatta günümüzün İran hapishanelerinde bile çok sayıda bu tür sapkın meczuplar peyda olmuş ve hapsolunmuşlardır. Onlara dünyada verilmesi gereken cezanın en azı da budur.
Acaba bu tür haddini bilmez sapık hocaların, toplum ve vatan için son derece tehlikeli bu sahtekarların açıkça ve rahatça taraftar toplamasına bugüne kadar ülkemizde neden göz yumulmuştur?! Yurdumuz adeta sahte peygamberlerin, sahte mehdilerin mürit devşirme bostanına çevrilmiştir. Sahte tarikat şeyhlerinin tahribatı yetmezmiş gibi birde saf düşünceli inançlı halkımızın maneviyatlarının (Amerikancı hain cani Fetö mensupları yanısıra, İsrail bağlantılı Adnan Oktar gibi şarlatanlar) tarafından sömürülmesine, asil İslami akidelerin tahrif edilmesine ve fitne fesadın devleti felç edecek şekilde ilerlemesine devletimiz ve hükümetimiz artık asla göz yummamalıdır.
Dini kisvelere bürünerek terörü cihat gösterip dinin kimyasıyla oynayan fırsatçı mürit avcıları sözde din adamlarının iyice teşhis edilip önleri alınmalı ve halkın gönlüne ve devletin damarlarına nüfuzlarına hiç bir gerekçeyle seyirci kalınmamalıdır. Neyazık ki kontrolü güç olan, sığınmacılar arasında bulunan ve vatandaşlarımız arasına girme sürecindeki bazı radikal dincilerin bu tür sapkın fikirlere temayüllerinin daha fazla ve ürkütücü olduğu unutulmamalıdır.
Milli güvenliğimizi birinci derecede tehdit eden bu din tacirlerinin dinimizdeki Mehdilik inancını istismar etmelerinin sonucu olarak ülke olarak 15 Temmuz darbe / işgal teşebbüsü kabusunu yaşadık.

Bu sapkın fikir erozyonu ile mücadele etmenin bir yolu da halkımızca Mehdilik inancının gerçeğinin öğrenilmesini ve bu itikadın hurafelerden arındırılmasını sağlamaktır. Bunun en sağlam yolu Ehl-i Beyt kanalıyla gelen sahih ve mütevatir hadis ve rivayetlerin yaygınlaşmasını ve doğru anlaşılmasını sağlamaktır. Ayrıca bu mücadele bağlamında Şia ve Sünni mezheplerinin ittifak ettiği ortak ve sağlam görüşlere dayanılması zayıf ve delilsiz kişisel reylerden vazgeçilmesi bir zorunluluktur.
Aksi takdirde Âl-i Muhammed'den hayatta olan 12. masum İmam'ın gaybet-i kübrasının sona erip zuhûr etmesine kadar Fetullah Gülen gibi nice Allah'ın ve Müslümanlar'ın sinsi münafık düşmanları bu kutsal makâmı istismara yeltenmeye daima imkan ve fırsat bulacaklardır. Bu da halkımızın ve Ümmetimiz'in maddi ve manevi hezimetlere uğraması demektir.
Allah'u Teala bu çok önemli konuda hakkıyla aydınlanıp hiç bir durumda hidayetten şaşmamayı tüm Müslüman alemine ihsan eylesin inşallah. Amin.
Murtaza Akbulut
murteza-hoca@hotmail.com